21 Kasım 2008

I wish..

Uzun zamandan beri ilk kez bu kadar heyecanla ve şevkle dinliyorum o şarkıları.. Hatta öyle bi değişiklik yaşıyorum ki şu anda hayatımda; değişik tadlar, değişik sesler, değişik insanlar, değişik melodiler, değişik müzikler keşfediyorum ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor.
O eski şarkıları dinlerken ise, yüzümde belli belirsiz bi gülümseme oluyo ister istemez. Biraz buruk gülüş, bir zamanlar onları dinlerken hissetiklerim geliyo aklıma; bir taraftan da sevinç ve umut, ne kadar şanslıyım, en azından bunları hissettim diyorum, insanı insan yapan da bunlar değil mi zaten?..
İnsanlar gelir, insanlar gider. Kimse kalıcı değil. Zaman akar, kalpler ve hissedilenler değişir. Keşke'nin yerini iyikiler alır. Keşke hiç acı çekmeseydim, keşke hiç ağlamasaydım, keşke hiç düşünmeseydim o gittikten sonra onu demekten ziyade; iyiki girmiş hayatıma, iyiki bu acıyı bana çektirmiş, o yüzden şimdi böylesine mutluyum ya da iyiki ağlamışım ki, gülen yüzümün ve kahkahalarımın önemini daha iyi kavrayabiliyorum şimdi demek, daha doğrusu, diyebilme olgunluğuna erişebilmek..
Geçen gün bir arkadaşımla filmler hakkında konuşuyoduk. Konumuz, bizde en çok etki bırakan filmlerdi. İkimizde bir film hakkında hem fikirdik: The Butterfly Effect, yani Türkçe olarak Kelebek Etkisi..
Filmin konusundan kısaca bahsetmem gerekirse, çocuk günlüğüne yazdığı yazılar sayesinde zamanda değişiklikler yapıp, yaşamını değişik şekillerde yaşayabiliyo. Bu ona zaman çok pahalıya patlıyo, hiç ummadığı bir hayata devam ederken buluyo kendini, bazen de o çok sevdiği kızla beraber mutlu oluyo. Ama filmden arkadaşımla beraber çıkardığımız ortak bi sonuç var..
Bir insanı her ne kadar hayatınızda isteseniz dahi, eğer hayat sizi biraraya getirmiyosa ve her seferinde bir terslik çıkıyosa, çekip gitmek ve birbirinizi kendi halinize bırakmak en iyisidir..
Filmle ilgili ufak bi bilgi daha vermek istiyorum. Filmin sonunda çocuk ve kız hayata ayrı yollardan devam ediyolar, her ne kadar yolları bir yerlerde kesişse de.. Ama ikisi de, birbirleriyle devam ettikleri takdirde mutsuz olacakları ve elbet bir gün birşeylerin ters gideceğinin farkında..
Bu film zamanında beni çok etkilemişti ama o konuşmamızdan sonra filmi daha da iyi analiz etme olanağı buldum ve kendi hayatım için ders çıkardım o filmden..
Çekip gitmek..
Benim yaptığım da buydu..
Hiç sorgusuz sualsiz, üzerinde fazla düşünmeden bırakmak. Her ne kadar daha sonraları daha da kendime daha da acı çektirip, hayatı kendime zindan etsem de.. Kendimi tanıyamaz hale geldikten sonra silkelenmek ve artık yeter diye isyan etmek..
Ve işte ben, olduğum gibi, alıştığım gibi..
Tekrardan, yine ve yeniden..
Sadece dön arkanı ve çekip git, ardına bile bakmadan terk et onu.
Böyle çok daha mutlu ve huzurlusun, farkına var artık bunun.
Ne kadar iyilik versen de, ne kadar bir ucundan tutmaya çabalasan da, hiçbir şey istediğin gibi, arzu ettiğin gibi olmayacak, olmadı da, gördün. İyilik sonunda, evet başardım işte dediğinde ise,
senin zararına oldu bu..
O yüzden, sadece rahat ol ve iplerini gevşet, üzerine fazla düşünme, böyle olması gerekiyodu ve de böyle oldu..
Artık çok mutluyum...


>>Eskilerden bir yazı:)

2 yorum:

O.E.M dedi ki...

cekip giderken karsi tarafta "iyiki" diyebiliyorsa zaten hayat onlari tekrar bir araya getirir.. bence

Seçil Ural dedi ki...

olmadıgını anladıgın anda ustune gıtmeyıp cekıp gıtmek ve bır daha donmemek en ıyısı bence=)