29 Nisan 2009

Unutmak Yok


Nerelerdeydin diye sorarsan
'Hep eskisi gibi' diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
Sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
Ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
Gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler?
Neden günler yeni günleri izliyor?
Neden koyu bir gece birikiyor ağızda?
Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük,
Kelimelerle konuşmak zorundayım,
Ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
Çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.

Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
Unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
Yaşlarla kaplı yüzler,
Boğazımıza yapışan eller,
ve yapraklardan sıyrılan şey:
Aşınmış bir günün karanlığı
Acıyı kanımızda tatmış bir günün.

İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
Bize sevinç veren ne varsa,
Geçici ve küçük duyarlıkların
Yanyana göründüğü süslü kartpostallarda.

Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
Dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
Ne karşılık vereceğimi bilemem.


Öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.


Pablo Neruda

Hiç yorum yok: